Kuaför Kız Saçı Kısaltmayınca Aynada Sikip Stili Değiştirdim

Kuaför Kız Saçı Kısaltmayınca Aynada Sikip Stili Değiştirdim

İzmir’in ılık bir ilkbahar sabahıydı. 25 yaşında, dijital pazarlama uzmanı olarak çalışan, dış görünüşüne önem veren bir adamdım. İş görüşmeleri ve sosyal medya için her zaman bakımlı görünmek zorundaydım, bu yüzden düzenli olarak kuaföre giderdim. Alsancak’taki butik bir kuaför salonu, favori mekânımdı. Küçük, şık, aynalarla dolu bu salon, hem rahatlatıcı hem de enerjik bir atmosfere sahipti. Ama asıl çekici olan, kuaför kız Derya’ydı. 30 yaşında, kısa sarı saçlı, mavi gözlü, her zaman renkli tulumlar ya da salaş gömleklerle dolaşan bir kadın. İnce beli, zarif hareketleri ve o alaycı gülümsemesiyle, salona adım atan herkesi büyülüyordu. Derya, müşterilerine karşı nazikti, ama işine o kadar bağlıydı ki, saç kesimi konusunda inatçı olabiliyordu.

O sabah, önemli bir iş görüşmesi öncesi salona uğradım. Saçlarım biraz uzamıştı, modern ve kısa bir stil istiyordum. Derya, beni aynanın karşısındaki koltuğa oturttu. “Ne yapalım?” dedi, makasını eline almadan önce. “Kısalt, ama havalı olsun,” dedim, gülümseyerek. “Görüşmem var, patronları etkilemem lazım.” Derya, aynadan bana baktı, kaşlarını kaldırdı. “Kısaltmam,” dedi, kararlı bir sesle. “Bu uzunluk sana yakışıyor, sadece uçlardan alırım.”

“Şaka mı yapıyorsun?” dedim, şaşkınlıkla. “Derya, kısa istiyorum, lütfen. Bu benim tarzım, görüşme önemli.” O, kollarını göğsünde kavuşturdu, makası masaya bıraktı. “Ben kuaförüm, neyin yakıştığını bilirim. Kısa kesersem, pişman olursun,” dedi, o alaycı gülümsemesiyle. “Ama illa inat edersen, başka kuaför bul.”

Bu tavrı, hem sinirimi bozdu hem de içimde bir şeyler kıpırdattı. Derya’nın o kendinden emin, biraz kibirli duruşu, beni hem çıldırtsa da ona karşı bir çekim hissediyordum. Haftalardır bu salonda, onunla laflamak için bahaneler uyduruyordum. “Başka kuaför mü?” dedim, aynadan gözlerine bakarak. “Belki seni ikna edebilirim.” Sesime hafif bir meydan okuma kattım.

Derya, bir an duraksadı, sonra gülümsedi. “Ne kadar cüretkâr,” dedi, makası eline alıp tekrar yaklaştı. “Ne sunacaksın ki fikrimi değiştireyim?” Salon boştu, diğer kuaförler öğle molasındaydı. Aynalar, sadece bizi yansıtıyordu. O an, cesaretimle arzularım birleşti. Koltuktan kalktım, ona bir adım yaklaştım. “İkna etmek için başka yollarım var,” dedim, sesimi alçaltarak.

Derya, makası masaya koydu, aynanın önüne yaslandı. “Ciddi misin?” dedi, mavi gözlerinde hem merak hem de bir davet. “Burası kuaför salonu, yanlış yerdesin.” Ama geri çekilmedi, tam tersine, hafifçe öne eğildi. “Yanlış mı?” dedim, gülümseyerek. “Bence tam yeri.” Elimi omzuna koydum, o da titredi, ama gözlerini benden ayırmadı. “Ne kadar cesursun, görelim,” dedi, fısıltıyla.

O an, her şey hızlandı. Derya’nın tulumunun askılarını indirdim, o da benim gömleğimin düğmelerine uzandı. Aynanın önünde, salonun loş ışıkları altında, birbirimize teslim olduk. Derya, aynaya yaslandı, bacaklarını hafif araladı. “Sessiz ol, kapı kilitli değil,” dedi, ama sesi artık o inatçı kuaföre ait değildi; tamamen arzuya teslimdi. Onun sarı saçlarını avuçladım, o da beni kendine çekti. Aynalar, her hareketimizi yansıtırken, sanki bir sahne performansı gibiydik. Derya’nın inlemeleri, salonun sessizliğinde yankılandı, ama dışarıdaki sokak gürültüsü onları bastırdı. Onun o kendinden emin duruşu, şimdi sadece tutkuya dönüşmüştü. Elleri omuzlarımda, benim ellerim belinde, aynanın soğuk yüzeyine karşı birbirimize sarıldık. O an, ne saç kesimi, ne görüşme, ne de başka bir şey umurumdaydı. Sadece Derya ve ben vardık, aynaların tanıklığında kaybolmuş bir çift.

Sonunda, nefes nefese, aynaya yaslandık. Derya, saçlarını düzeltti, tulumunu toparladı. “Tamam, kısa kesiyorum,” dedi, gülümseyerek. “Ama bu stile senin de katkın var artık.” Makası aldı, beni koltuğa oturttu ve saçlarımı istediğim gibi kesti. Kesim bittiğinde, aynada kendime baktım; yeni stil, hem havalı hem de özgüvenliydi. “Bu iş görüşmesini kazanırım,” dedim, sırıtarak. Derya, aynadan göz kırptı. “Kazanamazsan, geri gel, başka bir stil deneriz.”

O gün, iş görüşmesi harika geçti, sözleşmeyi kaptım. Ama aklım, Derya’nın mavi gözlerinde, aynanın önündeki o ateşli anlarda kaldı. Sonraki haftalarda, kuaföre her gittiğimde, Derya’yla göz göze geliyorduk. Bazen bir kesim, bazen bir bahane, ama salonun aynaları, bizim sırrımızın tanığı oldu. Derya, dışarıdan bakıldığında havalı, inatçı bir kuafördü, ama benim için, o aynaların ardında yanan bir ateşti. Onunla geçirdiğim anlar, sadece bir saç kesiminden ibaret değildi; aramızda, sözlere dökülmeyen bir bağ oluşmuştu.

Bir gün, salona gittiğimde Derya’yı göremedim. Başka bir kuaför, onun şehir dışındaki bir şubeye geçtiğini söyledi. Telefon numarasını almamıştım, sadece o aynaların önünde birbirimize aittik. Ama Derya’nın dokunuşu, her saç kesiminden daha kalıcı bir iz bıraktı. Belki bir gün, başka bir salonda, yine o mavi gözlere rastlarım. O zamana kadar, aynaların yansıttığı anılar, İzmir’in ilkbahar sabahlarında benimle yaşamaya devam edecek.



20 Nisan 2025 tarihinde yayınlandı, 278 kez okundu

En Çok Okunan Yazılar

Tüm Yazılar »

KATEGORİLER